Diyarbakır’ın gizemli ve zarif yapılarından biri olan Safa (İpariye) Camii, hem efsaneleriyle hem de mimari estetiğiyle şehrin kültürel dokusunda büyüleyici bir yere sahiptir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından, Şeyh Cüneyd Safi’ye duyulan hürmetle inşa ettirildiği düşünülen bu eser, halk arasında "Camiü’s Sefa" olarak bilinse de kökenindeki "Safi" ismiyle Safevi ve Akkoyunlu dönemlerinin tarihi bağlarını günümüze taşır. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin notlarında geçen ve yağmurlu günlerde duvarlarından yayılan o meşhur misk kokusu nedeniyle "İpariye" olarak da anılan cami, şehrin hafızasında derin bir iz bırakmıştır.
Mimari açıdan tam bir görsel şölen sunan yapı, Diyarbakır’ın karakteristik siyah ve beyaz kesme taşlarının "almaşık örgü" tekniğiyle bir araya gelmesiyle inşa edilmiştir. Ancak caminin en ikonik parçası, ana yapıdan bağımsız olarak yükselen ve adeta bir sanat abidesi olan minaresidir. Taşın bir dantel gibi işlendiği, hat sanatının ve geometrik desenlerin gövdesine nakşedildiği bu minare, Diyarbakır’daki taş işçiliğinin ulaştığı en yüksek mertebelerden birini temsil eder. Batı tarafında yer alan büyük alim Müslihiddin-i Lari’nin kabriyle birlikte bu kutsal mekan, hem bilim hem de sanat tarihinin harmanlandığı, şehrin anıtsal zenginliğinin en zarif halkalarından biridir.



