Diyarbakır’ın merkezinde yer alan ve 15. yüzyıla tarihlendirilen Nebi Camii, bölgedeki Akkoyunlu dönemi mimarisinin en zarif örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yapının inşasına dair kesin bir vakfiye bulunmasa da mimari üslubu bu dönemi işaret ederken, minaresindeki kitabe bu bölümün 1530 yılında Kasap Hacı Hüseyin tarafından eklendiğini belgeler. Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin notlarında Hanefi ve Şafii cemaatleri için ayrı bölümlere ve bir medreseye sahip olduğu belirtilen cami, ismini minaresinde sıkça tekrar eden ve Peygamber efendimize atıfta bulunan hadis metinlerinden almıştır. Şehrin dini ve sosyal hayatında yüzyıllardır önemli bir merkez olan bu yapı, hem yerel halkın hem de araştırmacıların ilgisini çeken manevi bir durak noktasıdır.
Mimari açıdan dikdörtgen bir plana sahip olan cami, kurşun kaplamalı piramidal bir çatı ile örtülü tek bir kubbe ile taçlandırılmıştır. Yapının en karakteristik özelliklerinden biri, güney duvarına bitişik olan ve "Baldekan" tarzında inşa edilen türbedir; bu bölüm camiye estetik bir derinlik katmaktadır. Şehrin modernleşme sürecinden de etkilenen yapı, 1955 yılında Gazi Caddesi'nin genişletilmesi çalışmaları sırasında kısmen kamulaştırılmış, ancak tarihi dokusunun korunması amacıyla 1960 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir restorasyona tabi tutulmuştur. Bu süreçte minaresi dahi numaralandırılarak aslına uygun şekilde mevcut yerine taşınmış olan Nebi Camii, Diyarbakır’ın çok katmanlı tarihini ve kültürel devamlılığını günümüze taşıyan anıtsal bir miras olarak varlığını sürdürmektedir.







